Anlamı

tetiklemek, başlatmak, neden olmak, harekete geçirmek

Bir olayın veya durumun başlamasına veya gerçekleşmesine neden olan bir eylemi ifade eder. Genellikle bir zincirleme reaksiyonun ilk adımı olarak kullanılır ve bir şeyin harekete geçmesini sağlamak için bir tetikleyici görevi görür. Örneğin, bir tartışma sırasında söylenen bir söz, karşı tarafın duygusal tepkisini tetikleyebilir.

💡 A common mistake is to confuse "trigger" with "ignite," as they can imply different types of initiation.

Yaygın Kullanımlar

trigger a reaction trigger an event trigger a response

Örnek Cümleler

Can loud noises trigger your headache or make it worse ?
Yüksek sesler baş ağrınızı tetikleyebilir mi veya daha kötü hale getirebilir mi?
Loud noises can trigger my headache very quickly .
Yüksek sesler baş ağrımı çok hızlı bir şekilde tetikleyebilir.
The loud noise can trigger an alarm in the building .
Yüksek ses binadaki alarmı tetikleyebilir.
The new policy may trigger significant changes in the industry .
Yeni politika sektörde önemli değişikliklere yol açabilir.

"trigger" kelimesini asla unutma

Vocab5000 uygulamasında günlük hedef belirle, kelime kartları ve oyunlarla pekiştir, ilerlemeni takip et — B2 seviyesindeki tüm kelimeleri bilimsel tekrar sistemiyle kalıcı öğren.

Vocab5000